|
E- Devlet |
 |
|
|
MEB Linkleri |
 |
|
|
Yerel Linkler |
 |
|
|
|
|
|
|
|
Atatürk'ün Hayatı

Mustafa Kemal Atatürk (1881-1938)
"Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek
demek değildir. Benim fikirlerimi, benim
duygularımı anlıyorsanız ve
hissediyorsanız bu yeterlidir."
"İki Mustafa Kemal
vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici
Mustafa Kemal... İkinci Mustafa Kemal,
onu "ben" kelimesiyle ifade edemem; o,
ben değil, bizdir! O, memleketin her
köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve
büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı
bir topluluktur. Ben, onların rüyasını
temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim,
onların özlemini çektikleri şeyleri
tatmin içindir. O Mustafa Kemal
sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan,
yaşaması ve başarılı olması gereken
Mustafa Kemal odur!"
1881
Gümrük kolcusu Ali Rıza Bey ile Zübeyde
Hanım'ın oğlu olarak Selânik'te
Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne
Caddesi'ndeki üç katlı pembe evde doğdu.
1893
Mustafa Selanik'teki Askeri Hazırlık
Okuluna başlar ve burada öğretmeni
tarafından kendisine ikinci ismi "Kemal"
verilir.
1895
Mustafa Kemal Manastırdaki Askeri Liseye
(Askeri Rüştiye) başlar.
1899
Mustafa Kemal İstanbul'da Harbiye'nin
hazırlık sınıfına başlar.
1902
Mustafa Kemal Harbiye'den mezun olur ve
buradan sonra Harp Akademisine (Erkan-ı
Harbiye) devam eder.
11 Ocak 1905
Mustafa Kemal Harp Akademisinden Kurmay
Yüzbaşı olarak mezun olur ve Şam'da
bulunan Beşinci Orduda görev almak üzere
Şam'a gönderilir.
Ekim 1906
Mustafa Kemal ve arkadaşları Şam'da
"Vatan ve Hürriyet" adıyla gizli bir
dernek kurarlar.
1907
Askeri rütbesi kolağası olur ve yine
aynı yıl içinde görevi Makedonya'daki 3.
Orduya tayin edilir ve Selanik'e
gönderilir, Cemiyetinin Merkezi
Selanik'te İttihat ve Terakki Cemiyeti
ile birleşir
23 Temmuz 1908
Yukarıdaki gizli ve siyasi
faaliyetlerinin sonucu 2. Meşrutiyetin,
padişah Abdulhamit'e kabul ve ilan
ettirilmesi
13 Nisan 1909
İstibdat taraftarları yeni rejime karşı
ayaklanır, Rumeli'den bunları bastırmak
için yola çıkan Hareket Ordusunun Kurmay
Yüzbaşkanlığına deruhte etmesi ve bu
ayaklanmada önemli bastırıcı rol oynar
1911
Trablusgarb savaşına iştirak eder ve
oradaki kuvvetlerimizin Kurmaylığını
üzerine alır. Bu arada rütbesi
binbaşılığa yükseltilir.
13 Eylül 1911
Mustafa Kemal İstanbul'daki Genel
Kurmaya tayin edilir.
9 Ocak 1912
Mustafa Kemal Libya'daki Tobruk
taarruzunu başarılı bir şekilde yönetir.
24 Ekim 1912
Balkan Savaşının başlaması üzerine
İstanbul'a döner ve Bolayır'da toplanmış
olan kuvvetlerimizin hareket şubesi
müdürlüğüne tayin edilir
25 Kasım 1912
Mustafa Kemal Hareket Başkanı olarak
Akdeniz Boğazları özel Kuvvetlerine
atanır.
27 Ekim 1913
Mustafa Kemal Sofya'ya Askeri Ataşe
olarak atanır.
2 Şubat 1915
Tekirdağ'da kurulması kararlaştırılan
yeni bir tümenin komutanlığına tayin
edilir. Onun teşkil ettiği ve 19. Tümen
adını alan bu tümen Çanakkale
savaşlarında parlak başarılar
göstermiştir
25 Nisan 1915
İttifak Devletleri Arıburnuna çıkarma
yaparlar ve Mustafa Kemal Tümeni ile
ilerlemelerini durdurur.
1 Haziran 1915
Çanakkale savaşlarında gösterdiği büyük
başarılardan dolayı rütbesi albaylığa
yükseltilir
9 Ağustos 1915
Mustafa Kemal Anafartalar Grup
Kumandanlığına getirilir.
1 Nisan 1916
Çanakkale savaşları zaferlerimizle
bittiğinden Diyarbakır'daki kolordunun
komutanlığına tayin edilmiştir. Oraya
giderken Tuğgeneralliğe terfi eder.
6-7 Ağustos 1916
Mustafa Kemal Bitlis ve Muş'u düşmandan
geri alır. Bu başarısı üzerine 2. Ordu
komutanlığına atandı.
31 Ekim 1918
Mustafa Kemal Yıldırım Orduları Grup
Kumandanı olur.
30 Nisan 1919
Mustafa Kemal Erzurum'da bulunan
Dokuzuncu Orduya geniş yetkilerle
Müfettiş olarak atanır.
16 Mayıs 1919
Mustafa Kemal İstanbul'u terkeder.
İstanbul'dan 3. Ordu Müfettişliği
göreviyle Bandırma vapuruyla gider.
19 Mayıs 1919
Mustafa Kemal Samsun'a ayak basar.
21 Mayıs 1919
Erzurum'daki 15.Kolordu Komutanı Kazım
Karabekir Paşa ile temas eder
23 Mayıs 1919
Ankara'daki 20. Kolordu Komutanı Ali
Fuat Paşa ile temas eder
28 Mayıs 1919
Türk Milletini işgallere protesto için
mitingler yapmaya davet eder
3 Haziran 1919
Doğu vilayetlerinde bir Ermeni
Hükümetinin kurulması ve İngiliz
himayesi fikirlerine karşı olduğunu
beyan eder
21 Haziran 1919
Yurdun bağımsızlığını kurmak için Türk
Milletini kendisiyle birlikte çalışmaya
davet eden tarihi beyannameyi yayınlar
8 Temmuz 1919
Mustafa Kemal gerek Üçüncü Ordu
Müfettişliği görevinden gerekse ordudan
istifa eder.
23 Temmuz 1919
Mustafa Kemal Erzurum Kongresi
Başkanlığına getirilir. Erzurum
Kongresinde millet iradesine dayanan bir
millet meclisiyle kuvvetini, gene millet
iradesiyle oluşan bir hükümetin
kurulması lüzumunu ilk hedef olarak ilan
eder.
4 Eylül 1919
Mustafa Kemal Sivas Kongresi
Başkanlığına getirilir. Sivas
Kongresinde yurdun muhtelif bölgelerinde
kurulmuş olan müdafaa cemiyetlerini
Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk
Cemiyeti adı altında birleştirip bütün
millet kuvvetlerini bir elde idare etmek
imkanını sağlar.
11 Eylül 1919
Çalışmalarını bitiren Sivas Kongresi
delegeleri tarafından seçilen Temsil
Heyeti Başkanlığına getirilir
15 Eylül 1919
Temsil Heyeti, Türk Milletinin yetkili
makamı olarak ilan edilir
7 Aralık 1920
Temsil Heyeti ile birlikte Ankara'ya
yerleşir ve bu şehri milli harekatın
merkezi yapar
27 Aralık 1919
Mustafa Kemal İcra Heyeti ile Ankara'ya
gelir.
23 Nisan 1920
Mustafa Kemal Ankara'da Türkiye Büyük
Millet Meclisini açar ve bu meclise
başkan seçilir.
11 Mayıs 1920
Mustafa Kemal İstanbul hükümeti
tarafından ölüme mahkum edilir.
5 Ağustos 1921
Mustafa Kemal Büyük Millet Meclisi
tarafından Başkumandan olarak atanır.
23 Ağustos 1921
Türk birliklerinin Mustafa Kemal
tarafından yönetildiği Sakarya savaşı
başlar.
19 Eylül 1921
Sakarya Zaferinden altı gün sonra Büyük
Millet Meclisi, Mustafa Kemal'e Mareşal
rütbesi ile Gazi ünvanını verir.
26 Ağustos 1922
Gazi Mustafa Kemal Büyük Taarruzu
Kocatepe'den yönetmeye başlar.
30 Ağustos 1922
Gazi Mustafa Kemal Paşa Dumlupınar
savaşını kazanır.
1 Eylül 1922
Türk Ordularına "İlk hedefiniz
Akdeniz'dir, İleri!" emrini verir
10 Eylül 1922
Gazi Mustafa Kemal İzmir'e girer.
1 Kasım 1922
Büyük Millet Meclisi, Gazi Mustafa
Kemal'in Hilafetin kaldırılması
Yönündeki önerisini kabul eder.
14 Ocak 1923
Mustafa Kemal'in annesi Zübeyde Hanım
İzmir'de vefat eder.
29 Ekim 1923
Türkiye Cumhuriyetinin ilan edilmesi ve
Gazi Mustafa Kemal'in ilk Cumhurbaşkanı
seçilmesi.
24 Ağustos 1924
Gazi Mustafa Kemal İstanbul
Sarayburnu'nda ilk kez şapka giyer.
9 Ağustos 1928
Gazi Mustafa Kemal Sarayburnu'nda yeni
Türk Alfabesi ile ilgili konuşma yapar.
3 Mart 1924
Cumhuriyet rejiminin Türkiye'de kökleşip
yerleşmesi için şart olan hilafetin
kaldırılmasını sağlamıştır. Aynı yıl
içerisinde medreseleri kapattırarak
milli eğitim alanındaki birliği sağlama
yolunu açmıştır. Gene bu suretle laik ve
modern esaslara göre eğitim ve öğretim
yapan müesseselerin kurulmasına zemin
hazırlamıştır.
1 Mayıs 1924
Orta Çağın dini hukuk geleneklerine göre
çalışan Şer'iye mahkemelerini kaldırdı
26 Ağustos 1924
Milli sermayeyi çoğaltmak özel
teşebbüsleri teşvik ederek kurmak ve
Türk bankacılığını geliştirmek amacıyla
İş Bankasını kurdu.
5 Mayıs 1925
Memlekette modern çiftçiliği geliştirmek
maksadıyla yapılacak teşebbüslere bir
örnek olmak üzere kendi parasıyla bir
Orman Çiftliğini kurdurdu
1925
Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması
ile ilgili kanun kabul edilerek batıl
inanç ve taassup yatakları ortadan
kaldırıldı
25 Aralık 1925
Medeni kıyafeti getirdi
26 Aralık 1925
Miladi takvim ve modern saat ölçüsünü
değiştiren kanun kabul edildi
17 Şubat 1926
Türk Medeni Kanununun kabul edilmesiyle
Türk milleti ümmet devrinden çağdaş
medeniyete geçirildi
1 Kasım 1928
Çıkarılan bir kanunla Türk Milletinin
kolayca okuyup yazmasını temin edecek
olan yeni Türk alfabesi kabul edildi.
12 Nisan 1931
Gazi Mustafa Kemal Türk Tarih Kurumunu
kurar.
12 Temmuz 1932
Gazi Mustafa Kemal Türk Dil Kurumunu
kurar.
29 Ekim 1933
Cumhuriyet'in 10.yıl nutkunu yazar ve
okur
16 Haziran 1934
Büyük Millet Meclisi bir yasa geçirerek
Gazi Mustafa Kemal'e "Atatürk" soyadını
verme kararı alır.
1934
Kasım ayında Türk kadınına siyasi
hakları tanıyan yasa çıkarıldı.
Avrupa'da baş gösteren siyasi buhran
karşısında Balkan Antantının
kurulmasında en önemli rolü oynadı.
1936
Montrö Antlaşması ile boğazların
tahkiminin sağlanmasını temin etti.
Sadabat Paktıyla memleketimiz için
gerekli güvenlik tedbirlerinin
alınmasında nazım rol oynadı.
4 Temmuz 1938
Türkiye'nin ayrılmaz bir parçası olan
Hatay'ın bağımsız bir Türk devleti
olmasını sağlamıştı ki bu vatan parçası
ölümlerinden sonra Anavatan'a katılmak
imkanını bu sayede buldu.
10 Kasım 1938
Atatürk perşembe sabahı saat 9.05'te
hayata gözlerini yumdu. Türkiye yasa
boğuldu...
19 Kasım 1938
Cenazesi ulusal egemenliğin simgesi
olarak kurduğu başkent Ankara’ya
getirildi.
21 Kasım 1938
Türkiye’nin her yerinden Ankara’ya koşan
halk ulu önderin cenazesini büyük bir
törenle Etnoğrafya Müzesi’nde hazırlanan
geçici kabrine uğurladı.
10 Kasım 1953
Ölümünün on beşinci yılında da, büyük
bir törenle Anıtkabir'e aktarıldı. |
Atatürk'ün Özdeyişleri
Atatürk diyor ki,
Yorulmadan beni takip edeceğinizi
söylüyorsunuz. Fakat arkadaşlar,
yorulmadan ne demek? Yorulmamak olur mu?
Elbette yorulacaksınız. Benim sizden
istediğim şey yorulmamak değil,
yorulduğunuz zaman dahi durmadan
yürümek, yorulduğunuz dakikada da
dinlenmeden beni takip etmektir.
Yorgunluk her insan, her mahlûk için
tabii bir halettir, fakat insanda
yorgunluğu yenebilecek mânevi bir kuvvet
vardır ki, işte bu kuvvet yorulanları
dinlendirmeden yürütür. Sizler, yani
yeni Türkiye'nin genç evlâtları,
yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz.
Çalışmak demek, boşuna yorulmak,
terlemek değildir. Zamanın gereklerine
göre bilim ve teknik ve her türlü uygar
buluşlardan azami derecede istifade
etmek zorunludur.
Hiç bir zafer gâye değildir. Zafer,
ancak kendisinden daha büyük olan gâyeyi
elde etmek için gerekir en belli başlı
vasıtadır. Gâye, fikirdir.
Zafer, bir fikrin istihsâline (elde
edilmesine) hizmeti nispetinde kıymet
(değer) ifade eder. Bir fikrin
istihsâline dayanmayan bir zafer pâyidar
olamaz (yaşayamaz). O, boş bir
gayrettir.
Her büyük meydan muhare-besinden, her
büyük zaferin kazanılmasından sonra yeni
bir âlem (dünya) doğmalıdır, doğar.
Yoksa başlı başına bir zafer, boşa
gitmiş bir gayret olur.
Dünyada her şey için, medeniyet için,
hayat için, başarı için en hakiki mürşit
ilimdir fendir.
Din bir vicdan meselesidir. Herkes
vicdanının emrine uymakta serbesttir.
Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve
düşünceye muhalif değiliz. Biz sadece
din işlerini, millet ve devlet işleriyle
karıştırmamaya çalışıyor, kaste ve fiile
dayanan taassupkar hareketlerden
sakınıyoruz.
Biz kimsenin düşmanı değiliz. Yalnız
insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız.
İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et
ve kemik, geçici Mustafa Kemal... İkinci
Mustafa Kemal, onu "ben" kelimesiyle
ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O,
memleketin her köşesinde yeni fikir,
yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan
aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben,
onların rüyasını temsil ediyorum. Benim
teşebbüslerim, onların özlemini
çektikleri şeyleri tatmin içindir. O
Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz.
Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı
olması gereken Mustafa Kemal odur!
Ne mutlu "Türküm" diyene.
Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak
olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti
ilelebet payidar kalacaktır.
Bu millete çok şey öğretebildim ama
onlara uşak olmayı bir türlü
öğretemedim.
Yurtta sulh, cihanda sulh.
Memleketin efendisi hakiki müstahsil
olan köylüdür.
Doğruyu söylemekten korkmayınız.
Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek
demek değildir. Benim fikirlerimi, benim
duygularımı anlıyorsanız ve
hissediyorsanız bu yeterlidir.
Türkiye Cumhuriyeti mutlu, zengin ve
muzaffer olacaktır.
Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.
Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür.
Süngülerle, silahlarla ve kanla
kazandığımız askeri zaferlerden sonra,
kültür, bilim, fen ve ekonomi
alanlarında da zaferler kazanmaya devam
edeceğiz.
Zafer, "Zafer benimdir" diyebilenindir.
Başarı ise, "Başaracağım" diye
başlayarak sonunda "Başardım"
diyebilenindir.
Egemenlik verilmez, alınır.
Milleti kurtaranlar yalnız ve ancak
öğretmenlerdir.
Öğretmenler: Yeni nesiller sizlerin
eseri olacaktır.
Türk Milleti bağımsız yaşamış ve
bağımsızlığı varolmalarının yegane
koşulu olarak kabul etmiş cesur
insanların torunlarıdır. Bu millet
hiçbir zaman hür olmadan yaşamamıştır,
yaşayamaz ve yaşamayacaktır.
Biz Türkler tarih boyunca hürriyet ve
istiklale timsal olmuş bir milletiz.
Milletimiz davranışlarında ve
gayretlerinde sarsılmaz bir bütünlük
gösterdiği için başarılı olmuştur.
Ne kadar zengin ve müreffeh olursa
olsun, istiklâlden mahrum bir millet,
medenî insanlık karşısında uşak olmak
mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık
sayılamaz.
Özgürlük ve bağımsızlık benim
karakterimdir. Ben milletimin en büyük
ve ecdadımın en değerli mirası olan
bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım.
Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî,
hususî ve resmî hayatımın her safhasını
yakından bilenler bu aşkım malumdur.
Bence bir millete şerefin, haysiyetin,
namusun ve insanlığın vücut ve beka
bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük
ve bağımsızlığına sahip olmasıyla
kaimdir. Ben şahsen bu saydığım
vasıflara, çok ehemmiyet veririm. Ve bu
vasıfların kendimde mevcut olduğunu
iddia edebilmek için milletimin de aynı
vasıfları taşımasını esas şart bilirim.
Ben yaşabilmek için mutlaka bağımsız bir
milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple
milli bağımsızlık bence bir hayat
meselesidir. Millet ve memleketin
menfaatleri icap ettirirse, insanlığı
teşkil eden milletlerden her biriyle
medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset
münasebetlerini büyük bir hassasiyetle
takdir ederim. Ancak, benim milletimi
esir etmek isteyen herhangi bir
milletin, bu arzusundan vazgeçinceye
kadar, amansız düşmanıyım.
Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun
karşısında zincirler erir, taç ve
tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin
esirliği üzerine kurulmuş müesseseler
her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.
Cumhuriyet fikir serbestliği
taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak
şartıyla her fikre saygı duyarız.
Egemenlik kayıtsız ve şartsız
milletindir.
Gerçi bize milliyetçi derler. Ama, biz
öyle milliyetçileriz ki, işbirliği eden
bütün milletlere hürmet ve riayet
ederiz. Onların milliyetlerinin bütün
icaplarını tanırız. Bizim
milliyetçiliğimiz herhalde hodbince ve
mağrurca bir milliyetçilik değildir.
Bilelim ki milli benliğini bilmeyen
milletler başka milletlere yem olurlar.
Milli mücadelelere şahsî hırs değil,
milli ideal, milli onur sebep olmuştur.
Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha
büyük işler yapmak için kendinde kuvvet
bulacaktır.
Milli his ile dil arasındaki bağ çok
kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin
olması, milli hissin gelişmesinde
başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en
zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil
şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek
bağımsızlığını korumasını bilen Türk
milleti, dilini de yabancı diller
boyunduruğundan kurtarmalıdır.
Bir dinin tabiî olması için akla, fenne,
ilme ve mantığa uygun olması lazımdır.
Her fert istediğini düşünmek, istediğine
inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre
sahip olmak, seçtiği bir dinin
icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve
hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine
ve vicdanına hakim olunamaz.
Türk Milletinin istidadı ve kesin kararı
medeniyet yolunda, durmadan, yılmadan
ilerlemektir.
Medeni olmayan insanlar, medeni
olanların ayakları altında kalmaya
mahkumdurlar.
Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla
hiç ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı
kimseler çağdaş olmayı kâfir olmak
sayıyorlar. Asıl küfür onların bu
zannıdır. Bu yanlış tefsiri yapanların
maksadı İslâmların kâfirlere esir
olmasını istemek değil de nedir? Her
sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak
sarıkla değil, dimağladır.
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi
biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler,
dervişler, müritler, meczuplar memleketi
olamaz. En doğru, en hakiki tarikat,
medeniyet tarikatıdır.
Medeniyetin emir ve talep ettiğini
yapmak insan olmak için yeterlidir.
Biz dünya medeniyeti ailesi içinde
bulunuyoruz. Medeniyetin bütün
icaplarını tatbik edeceğiz.
Bizim devlet idaresinde takip ettiğimiz
prensipleri, gökten indiği sanılan
kitapların dogmalarıyla asla bir
tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten
ve gaipten değil, doğrudan doğruya
hayattan almış bulunuyoruz.
Milletimiz her güçlük ve zorluk
karşısında, durmadan ilerlemekte ve
yükselmektedir. Büyük Türk Milletinin bu
yoldaki hızını, her vasıtayla arttırmaya
çalışmak, bizim hepimizin en kutlu
vazifemizdir.
İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen
iki cins insandan mürekkeptir. Kabil
midir ki, bu kütlenin bir parçasını
ilerletelim, ötekini ihmal edelim de
kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin?
Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı
toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki
kısmı göklere yükselebilsin?
Ey kahraman Türk kadını, sen yerde
sürünmeye değil, omuzlar üzerinde
göklere yükselmeye layıksın.
Anaların bugünkü evlatlarına vereceği
terbiye eski devirlerdeki gibi basit
değildir. Bugünün anaları için gerekli
vasıfları taşıyan evlat yetiştirmek,
evlatlarını bugünkü hayat için faal bir
uzuv haline koymak pek çok yüksek
vasıflar taşımalarına bağlıdır. Onun
için kadınlarımız, hattâ erkeklerimizden
çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla
bilgili olmaya mecburdurlar; eğer
hakikaten milletin anası olmak
istiyorlarsa.
Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem
olmak üzere, Türk Milletine canımı
vereceğim.
Gençler cesaretimizi takviye ve idame
eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz
terbiye ve irfan ile insanlık ve
medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir
hürriyetinin en kıymetli timsali
olacaksınız. Yükselen yeni nesil,
istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz
kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak
sizsiniz.
Yüksek Türk! Senin için yüksekliğin
hududu yoktur. İşte parola budur.
Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün
toprak olacaktır. Fakat Türkiye
Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır.
Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç
evlatları! Yorulsanız dahi beni takip
edeceksiniz... Dinlenmemek üzere
yürümeye karar verenler, asla ve asla
yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim
yüksek idealimize durmadan, yorulmadan
yürüyecektir.
Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte
okumamış olanları kastetmiyoruz.
Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir.
Yoksa okumuş olanlardan en büyük
cahiller çıktığı gibi, hiç okumak
bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek
alimler çıkabilir.
Müsbet bilimlerin temellerine dayanan,
güzel sanatları seven, fikir
terbiyesinde olduğu kadar beden
terbiyesinde de kabiliyeti artmış ve
yükselmiş olan erdemli, kudretli bir
nesil yetiştirmek ana siyasetimizin açık
dileğidir.
Mualimler! Yeni nesli, Cumhuriyetin
fedakâr öğretmenleri ve eğiticileri,
sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil
sizin eseriniz olacaktır. Eserin
kıymeti, sizin maharetiniz ve
fedakârlığınız derecesiyle mütenasip
bulunacaktır.
Milleti kurtaranlar yalnız ve ancak
öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden
yoksun bir millet, henüz millet namını
almak istidadını keşfetmemiştir.
Dünyanın her tarafından öğretmenler
insan topluluğunun en fedakâr ve
muhterem unsurlarıdır.
Okul sayesinde, okulun vereceği ilim ve
fen sayesindedir ki, Türk milleti, Türk
sanatı, Türk iktisadiyatı, Türk şiir ve
edebiyatı bütün güzellikleriyle gelişir.
Türkiye'nin asıl sahibi ve efendisi,
gerçek üretici olan köylüdür. O halde,
herkesten daha çok refah, saadet ve
servete müstahak ve layık olan köylüdür.
Onun için, Türkiye Büyük Millet
Meclisi'nin iktisadi siyaseti bu aslî
gayeye erişmek maksadını güder.
Ekonomik kalkınma, Türkiye'nin hür,
müstakil, daima daha kuvvetli, daima
daha refahlı Türkiye idealinin
belkemiğidir.
Gençliğe Hitabe
Ey Türk
Gençliği!
Birinci vazifen, Türk
istiklâlini, Türk
Cumhuriyetini, ilelebet,
muhafaza ve müdafaa
etmektir.
Mevcudiyetinin ve
istikbalinin yegâne temeli
budur. Bu temel, senin, en
kıymetli hazinendir.
İstikbalde dahi, seni bu
hazineden mahrum etmek
isteyecek, dahilî ve haricî
bedhahların olacaktır. Bir
gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti
müdafaa mecburiyetine
düşersen, vazifeye atılmak
için, içinde bulunacağın
vaziyetin imkân ve şerâitini
düşünmeyeceksin! Bu imkân ve
şerâit, çok nâmüsait bir
mahiyette tezahür edebilir.
İstiklâl ve Cumhuriyetine
kastedecek düşmanlar, bütün
dünyada emsali görülmemiş
bir galibiyetin mümessili
olabilirler. Cebren ve hile
ile aziz vatanın, bütün
kaleleri zaptedilmiş, bütün
tersanelerine girilmiş,
bütün orduları dağıtılmış ve
memleketin her köşesi
bilfiil işgal edilmiş
olabilir. Bütün bu şerâitten
daha elîm ve daha vahim
olmak üzere, memleketin
dahilinde, iktidara sahip
olanlar gaflet ve dalâlet ve
hattâ hıyanet içinde
bulunabilirler. Hattâ bu
iktidar sahipleri şahsî
menfaatlerini, müstevlilerin
siyasi emelleriyle tevhit
edebilirler. Millet, fakr ü
zaruret içinde harap ve
bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı!
İşte, bu ahval ve şerâit
içinde dahi, vazifen; Türk
İstiklâl ve Cumhuriyetini
kurtarmaktır! Muhtaç olduğun
kudret, damarlarındaki asil
kanda mevcuttur!
Mustafa Kemal
Atatürk
20 Ekim 1927
Onuncu Yıl Nutku
Türk Milleti!
Kurtuluş savaşına
başladığımızın 15'inci
yılındayız. Bugün
cumhuriyetimizin onuncu
yılını doldurduğu en büyük
bayramdır.
Kutlu olsun!
Bu anda büyük Türk
milletinin bir ferdi olarak
bu kutlu güne kavuşmanın en
derin sevinci ve heyecanı
içindeyim.
Yurttaşlarım!
Az zamanda çok ve büyük
işler yaptık. Bu işlerin en
büyüğü, Temeli, Türk
kahramanlığı ve yüksek Türk
kültürü olan Türkiye
Cumhuriyetidir. Bundaki
muvaffakiyeti Türk
milletinin ve onun değerli
ordusunun bir ve beraber
olarak azimkarane yürümesine
borçluyuz. Fakat
yaptıklarımızı asla kafi
göremeyiz. Çünkü daha çok ve
daha büyük işler yapmak
mecburiyetinde ve
azmindeyiz. Yurdumuzu
dünyanın en mamur ve en
medeni memleketleri
seviyesine çıkaracağız.
Milletimizi en geniş refah,
vasıta ve kaynaklarına sahip
kılacağız. Milli kültürümüzü
muasır medeniyet seviyesinin
üstüne çıkaracağız. Bunun
için, bizce zaman ölçüsü
geçmiş asırların gevşetici
zihniyetine göre değil,
asrımızın sürat ve hareket
mefhumuna göre
düşünülmelidir. Geçen zamana
nispetle, daha çok
çalışacağız. Daha az
zamanda, daha büyük işler
başaracağız. Bunda da
muvaffak olacağımıza şüphem
yoktur. Çünkü, Türk
milletinin karakteri
yüksektir. Türk milleti
çalışkandır. Türk milleti
zekidir. Çünkü Türk milleti
milli birlik ve beraberlikle
güçlükleri yenmesini
bilmiştir. Ve çünkü, Türk
milletinin yürümekte olduğu
terakki ve medeniyet
yolunda, elinde ve kafasında
tuttuğu meşale, müspet
ilimdir.
Şunu da ehemmiyetle
tebarüz ettirmeliyim ki,
yüksek bir insan cemiyeti
olan Türk milletinin tarihi
bir vasfı da, güzel
sanatları sevmek ve onda
yükselmektir. Bunun içindir
ki, milletimizin yüksek
karakterini, yorulmaz
çalışkanlığını, fıtri
zekasını, ilme bağlılığını,
güzel sanatlara sevgisini,
milli birlik duygusunu
mütemadiyen ve her türlü
vasıta ve tedbirlerle
besleyerek inkişaf ettirmek
milli ülkümüzdür. Türk
milletine çok yaraşan bu
ülkü, onu, bütün beşeriyete
hakiki huzurun temini
yolunda, kendine düşen
medeni vazifeyi yapmakta,
muvaffak kılacaktır.
Büyük Türk
Milleti,
On beş yıldan beri
giriştiğimiz işlerde
muvaffakiyet vaat eden çok
sözlerimi işittin.
Bahtiyarım ki, bu sözlerimin
hiçbirinde, milletimin
hakkımdaki itimadını
sarsacak bir isabetsizliğe
uğramadım. Bugün, aynı iman
ve katiyetle söylüyorum ki,
milli ülküye, tam bir
bütünlükle yürümekte olan
Türk milletinin büyük millet
olduğunu, bütün medeni alem,
az zamanda bir kere daha
tanıyacaktır. Asla şüphem
yoktur ki, Türklüğün
unutulmuş büyük medeni vasfı
ve büyük medeni kabiliyeti,
bundan sonraki inkişafıyla,
atinin yüksek medeniyet
ufkunda yeni bir güneş gibi
doğacaktır.
Türk Milleti!
Ebediyete akıp giden her
on senede, bu büyük millet
bayramını daha büyük
şereflerle, saadetlerle
huzur ve refah içinde
kutlamanı gönülden dilerim.
Ne mutlu Türküm
diyene!
Mustafa Kemal Atatürk
Ankara, 29 Ekim 1933
Hakkında Söylenenler
Atatürk Hakkında
Söylenenler
Aristide Briand
Fransız Başbakanı, 1921
Yeni Türk Devleti ile Ankara
Andlaşması'nın imzalanması
nedeniyle; "Bizi arkadan
vurdu, dağ başındaki
haydutlarla, Mustafa
Kemallerle anlaştı"
diyenlere Fransız
Başbakanının Mecliste
verdiği cevap: "Dağ
başındaki haydutlar diye
isimlendirdiğiniz kahraman
Mustafa Kemal ve O'nun tüm
askerleri burada olsalardı,
teker teker hepsinin
heykellerini dikerdik.
Böylesine kahraman bir
andlaşma imzalamaktan gurur
duyuyorum."
Vladimir İliç Lenin
Rus İhtilali Lideri,
1921
Mustafa Kemal sosyalist
değildi. Fakat görülüyor ki
iyi bir teşkilatçı, yüksek
anlayışlı, ilerici, iyi
düşünceli ve akıllı bir
önderdir. O, soygunculara
karşı bir kurtuluş savaşı
yapıyor. Emperyalistlerin
gururunu kıracağına ve
Sultanı da yaranıyla
birlikte alt edeceğine
inanıyorum.
David Lloyd George
İngiltere Başbakanı,
1922
1922'de Türk ordularının
zaferi neticesi Anadolu'daki
emelleri gerçekleşmeyen
İngiltere'nin Türk düşmanı
olarak bilinen Başbakanı
Lloyd George, Parlamento'da
kendisine yöneltilen suçlama
ve tenkitleri şöyle
cevaplandırmıştır:
"Arkadaşlar, yüzyıllar nadir
olarak dahi yetiştirir. Şu
talihsizliğimize bakın ki o
büyük dahi çağımızda Türk
Milleti'ne nasip oldu.
Mustafa Kemâl'in dehasına
karşı elden ne gelirdi."
Ernest Hemingway
Amerikalı Romancı,
Yazar, 1922
Marmara kıyısındaki sıcak,
toz toprak içinde, eciş
bücüş yollu ikinci sınıf
kıyı kasabası Mudanya'da,
Batı ile Doğu karşı karşıya
geldiler. İsmet Paşa'yla
görüşecek Müttefik
generallerini taşıyan
İngiliz sancak gemisi "Iron
Duke"ın kül rengi öldürücü
kulelerine rağmen, Batılılar
buraya barış dilenmeye
geliyordu; yoksa barış
istemeye, ya da şartlarını
dikte ettirmeye değil... Bu
görüşmeler, Avrupa'nın Asya
üzerindeki egemenliğinin
sonunu gösteriyor. Çünkü
Mustafa Kemal, herkesin
bildiği gibi, Yunanlıları
silip süpürmüştü.
Sir Charles Townshend
İngiliz Generali, 1922
Ben şimdiye kadar on beş
hükümdar ve cumhurbaşkanı
ile özel ve resmi konuşmalar
yaptım. Bu geceki kadar
ezildiğimi hatırlamıyorum.
Mustafa Kemal'de büyük bir
ruh kudretinin esrarı var.
Claude Farrere
Fransız Romancı ve
Diplomat, 1930
Sevr'den sonra Türkiye'nin
öldüğünü sanmıştım. Ama
Türkiye yaşıyor; hem,
Mustafa Kemal başına geçeli
beri öylesine canlı yaşıyor
ki; bir L'loyd George'un
bütün çabaları, bütün
imkânları, sağduyuya meydan
okuyan bu şiddetli yaşama
isteğinin karşısında
erimekten başka bir şey
yapamıyor...
Claude Farrere
Fransız Romancı ve
Diplomat
Eğer savaşı kazanmış ve daha
da kazanacaksa, O, barışı da
yapacaktır. Sözüme inanın ve
sizlere önceden haber
vereyim ki, O bunu iyi
yapacak, herkesin
düşündüğünden daha eksiksiz
ve şimdiye kadar kimsenin
ulaşamadığı bir başarı ile
yapacak.
Edouard Herriot
Fransa Eski Başbakanı,
1933
Paşa, size nasıl hayran
olmayayım? Ben Fransa'da
laik bir hükümet kurmuştum.
Bu hükümeti Papa'nın
Paris'teki temsilcisinin
yardımı ile papazlar
devirdi. Sizse bir Halifeyi
kovdunuz ve gerçek anlamıyla
laik bir devlet kurdunuz.
Siz, bu taassup içinde
laikliği bu topluma nasıl
kabul ettirdiniz? Dehanızın
büyük eseri laik bir Türkiye
yaratmak olmuştur.
Eleftherios Venizelos
Yunanistan Başbakanı,
1933
Bir ulusun hayatında bu
kadar az sürede bu denli
kökten değişiklik pek seyrek
gerçekleşir... Bu olağanüstü
işleri yapanlar, hiç
kuşkusuz kelimenin tam
anlamıyla büyük adam
niteliğine hak
kazanmışlardır. Ve bundan
dolayı Türkiye övünebilir.
Franklin Roosevelt
ABD Başkanı, 1937
Mustafa Kemal hakkındaki
bilgiyi, O'nu çok iyi
tanıyan birisinden edindim.
SSCB'nin Dışişleri Bakanı
Litvinof'la görüşürken, onun
fikrince bütün Avrupa'nın en
değerli ve ilgi çekici
devlet adamının bugün
Avrupa'da yaşamadığını,
Boğazların gerisinde,
Ankara'da yaşadığını, bunun
Türkiye Cumhuriyeti
Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa
Kemal Atatürk olduğunu
söyledi.
Franklin Roosevelt
ABD Başkanı, 1938
Beyaz Saray'daki görevim
tamamlanınca ilk yapmak
istediğim şey, zamanımızın
bu en dikkate değer
şahsiyetini ülkesinde
ziyaret etmekti. Kader buna
izin vermedi... Bu çapta
insanlar dünyaya sık
gelmezler.
Winston Churchill
İngiltere Başbakanı,
1938
Savaşta Türkiye'yi kurtaran,
savaştan sonra da Türk
Ulusu'nu yeniden dirilten
Atatürk'ün ölümü, yalnız
yurdu için değil, Avrupa
için de en büyük kayıptır.
Her sınıf halkın O'nun
ardından döktükleri içten
gözyaşları bu büyük
kahramana ve modern
Türkiye'nin Ata'sına layık
bir tezahürden başka birşey
değildir.
W. Somerset Maugham
İngiliz Romancı, Yazar,
1953
Bir insanın değerinin en
belirli ölçüsü kendi
alanındaki üstünlüğünü
dostuna düşmanına kabul
ettirebilmesindedir. İşte
Atatürk bu yüceliğe ermiş
dâhilerden biridir. Bir
ihtilâlci olarak modern
Türkiye'yi yaratmış,
davasında muzaffer olmuş ve
yüzyılımızın büyük devlet
adamları arasına
katılmıştır.
Dwight D. Eisenhower
ABD Başkanı, 1953
Kemal Atatürk için daimi bir
anıt tesisi münasebetiyle
Türkiye'ye tebriklerimi arz
ile gurur duyuyorum. O'nun
gösterdiği yolda yürüyen
büyük ulusunuz çok önemli
başarılar elde etmiştir.
Türk birliğinin ve
ilerleyişinin mimarı
Atatürk'ün hatırasını anmak
için yapılan tören, dünyanın
her tarafından hür insanlara
ilham kaynağı olmuş zâtâ çok
yerinde bir saygıdır.
Muhammed Ali Cinnah
Pakistan'ın Kurucusu,
1954
O, Türkiye'yi kurmakla bütün
dünya uluslarına
Müslümanların seslerini
duyuracak kudrette olduğunu
ispat etti. Kemal Atatürk'ün
ölümüyle Müslüman dünyası en
büyük kahramanını
kaybetmiştir. Atatürk gibi
önder önlerinde bir ilham
kaynağı olarak dikildiği
halde Hint Müslümanları
bugünkü durumlarına hala
razı olacaklar mı?
İkbal
Pakistan Millî Şairi,
1958
Bizim aslımız rengi uçmuş
bir kıvılcım iken O'nun
bakışıyla cihanı kaplayan ve
aydınlatan bir güneş haline
geldik.
Lord Kinross
İngiliz Devlet Adamı,
1960
Atatürk, tarih boyunca gelip
geçmiş en büyük devlet
adamlarından biridir. Hiç
bir zaman yaşadığı zamanın
üzerinde durmamış, ileriyi
görerek ona göre iş
yapmıştır. Atatürk'ü
Mussolini ve Hitler gibi
yöneticilerden ayıran nokta
işte bu niteliktir. Onlar
her yaptıklannda kendilerini
düşünerek hareket
ediyorlardı. Atatürk,
kendisinden ötesini, 20-30
yıl ilerisini görerek
hareket ederdi.
Muhammed Eyüp Han
Pakistan Devlet Başkanı,
1963
Kemal Atatürk yalnız bu
yüzyılın en büyük
liderlerinden biri değildir.
biz Pakistan'da O'nu, gelmiş
geçmiş bütün çağların en
büyük adamlarından biri
olarak görüyoruz. O, yalnız
sizin ulusunuzun sevgili
önderi değildir. Dünyadaki
bütün Müslümanlar gözlerini
sevgi ve hayranlık
duygularıyla O'na
çevirnişlerdir.
Nikita S. Kruşçev
Sovyetler Birliği
Başkanı, 1963
Yakın ve Orta Doğu'da ilk
cumhuriyet, doğuşunu O'na
borçludur. Bu cumhuriyet,
birçok ulusun milli özgürlük
savaşalarına ışık tutmuştur.
Atatürk'ün yönetimindeki
Türkiye'nin uluslararası
otoritesi yükselmiş ve
ülkesi dünya siyasetinde
önemli bir rol oynamaya
başlamıştır.
John F. Kennedy
ABD Başkanı, 1963
Atatürk adı insana bu
yüzyılın büyük insalarından
birinin tarihi başarılarını,
Türk ulusuna ilham veren
önderliğini, modern dünyayı
anlayışındaki ileri
görüşlülüğü ve bir askeri
önder olarak kudret ve
cesaretini hatırlatmaktadır.
Şüphesiz ki, Türkiye
Cumhuriyeti'nin doğuşu ve o
zamandan beri Atatürk'ün ve
Türkiye'nin giriştiği derin
ve geniş devrimler kadar bir
ulusun kendisine olan
güvenini daha başarı ile
belirten bir başka örnek
gösterilemez.
Jawaharlal Nehru
Hindistan Başkanı, 1963
Kemal Atatürk veya bizim
O'nu o zamanlar tanıdığımız
ismiyle Kemal Paşa, gençlik
günlerimde benim
kahramanımdı. Büyük
devrimlerini okuduğum zaman
çok duygulandım. Türkiye'yi
modernleştirme yolunda
Atatürk'ün giriştiği genel
çabayı büyük bir takdirle
karşıladım. O'nun dinamizmi,
yılmaz ve yorulmak
bilmezliği insanda büyük bir
etki yaratıyor. O, Doğu'da
modern çağın yapıcılarından
biridir. O'nun en büyük
hayranları arasında
bulunmakta devam ediyor.
Ludwig Erhard
Batı Almanya Başkanı,
1963
Bütün dünya 10 Kasım'da, biz
Almanların da dostluk ve
saygı ile bağlı olduğumuz
bir insanın hayatını ve
eserlerini takdirle
anmaktadır. Atatürk, daima
Türkiye ile Avrupa arasında
sık bağlar kurmaya
çalışmıştır.
Joseph Luns
Hollanda Dışişleri
Bakanı, 1963
Çağımızda; uzak görüşlü,
cesur, siyasi ve ekonomik
reformlarla Türkiye'yi
bugünkü modern cumhuriyet
durumuna getiren
Atatürk'tür. Aynı zamanda
bugün Türkiye'nin Avrupa
Ortak Pazarı'na girebilecek
güce erişmesini sağlayan
modern ekonominin temelini
hazırlayan da yine O'dur.
General Douglas Mac
Arthur
ABD Uzak Doğu Kuvvetleri
Başkomutanı, 1963
A sker-devlet adamı,
çağımızın en büyük
liderlerinden biri idi.
Kendisi, Türkiye'nin en
ileri memleketler arasında
hakettiği yeri almasını
sağlamıştır. Yine O,
Türklere, bir milletin
büyüklüğünün temel taşını
oluşturan, kendine güvenme
ve dayanma duygusunu
vermiştir. Ben Atatürk'ün
sadık arkadaşlarından biri
olmakla büyük övünç
duyuyorum.
Kurt Georg Kiesinger
Federal Almanya
Başbakanı, 1968
Ben Türk - Alman dostluğunu
yakından tanıyan bir neslin
çocuğuyum. Küçük yaşımda bir
adamın kahramanlıklarını,
yaptığı hizmetleri, ülkesi
için giriştiği özverileri
gördüm. Bu adam Mustafa
Kemal'di. Bugün daha iyi
kavrıyorum ki, o insan büyük
bir devlet adamıydı.
Büyüktü, çünki, ölçüyü
korumasını her zaman bildi
ve eserini tehlikeye sokacak
sınırları aşamadı.
Yürekliliğin ve kendi
yürekliliğinin sınırlarını
da çizebilecek kadar
anlayışlıydı.